Bugün Kurdistan’da İran molla terör rejiminin Kurd gençlerine yönelik idamlarını protesto eden halkımızı selamlıyorum.
İran’da Kurdleri idam edenler bilmelidir ki; her idam sehpası yalnızca bir Kurdün bedenine değil, Kurd halkının iradesine, kimliğine ve özgür yaşama hakkına kurulmaktadır.
İran’daki molla terör rejimi yıllardır korku, baskı ve idam politikalarıyla ayakta kalmaya çalışmaktadır. Kurd gençlerini darağaçlarına göndererek halkımızın özgürlük arzusunu yok edeceğini sananlar büyük bir yanılgı içindedir. Tarih göstermiştir ki hiçbir zorba rejim, hiçbir baskı düzeni ve hiçbir idam sehpası halkların özgürlük özlemini ortadan kaldıramamıştır.
Bugün İran’daki molla rejiminin Kurdlere bakışı neyse, Kurdistan üzerinde egemenlik kuran diğer inkârcı anlayışların Kurdlere bakışı da özünde aynıdır. Kurdistan’ın zenginliklerini sömürenler, Kurd halkını kontrol altında tutabilmek için baskının, inkârın ve korkunun her yöntemine başvurmuşlardır.
Ancak Kurd halkı bütün bu zulümlere rağmen varlığını korumuş, dilini korumuş, kimliğini korumuş ve özgürlük umudunu korumuştur.
Kurd halkı şunu çok iyi bilmelidir ki; bugün işgal ve sömürge politikalarıyla Kurdistan üzerinde hüküm sürenler, işledikleri zulümlerin ve hukuksuzlukların sonsuza kadar cezasız kalacağını sanmasınlar. Tarih boyunca hiçbir zalim düzen kalıcı olmamıştır.
Bağımsız Birleşik Kurdistan’ın kurulacağı gün, halkımıza karşı işlenen tüm insan hakları ihlalleri, katliamlar, idamlar, zorla göç ettirmeler, inkâr ve asimilasyon politikaları hukuk önünde tek tek değerlendirilecek; suç işleyenler adalet karşısında hesap verecektir.
Biz intikam değil adalet istiyoruz. Ancak adaletin tecelli etmesi, mazlumların hakkının teslim edilmesi ve suçluların hukuk önünde hesap vermesi, özgür ve onurlu bir geleceğin temel şartlarından biridir.
Ben halkımıza bir kez daha çağrıda bulunuyorum:
Öfkemizi doğru hedefe yöneltelim. Acılarımızı umutsuzluğa dönüştürmeyelim. Birbirimizle değil, geleceğimizle ilgilenelim. Birliğimizi güçlendirelim. Ulusal dayanışmamızı büyütelim. Kurd halkının güven, huzur ve onur içinde yaşayacağı bir geleceğin inşasına odaklanalım.
İdam edilen evlatlarımızın hatırasına verilecek en anlamlı cevap; daha güçlü bir ulusal bilinç, daha güçlü bir birlik ve halkımızın haklarını savunacak daha güçlü kurumsal yapılardır.
Bugün Kurdistan’da yükselen ses yalnızca birkaç kişinin sesi değildir. O ses; idam sehpalarına, inkâra ve zulme karşı Kurd halkının ortak vicdanının sesidir.
İran’daki idamları lanetliyor, yaşamını yitiren evlatlarımızı saygı ve rahmetle anıyorum.
Silav û rêz,
Hüseyin Baybaşin